2 Ekim 2009 Cuma

BEBEKLERİ AŞIRI GİYDİRMEYİN


Bebeğin, ne çok sıcağa ne de çok soğuğa maruz kalmaması gerekir. Bebekleri aşırı koruma eğilimi toplumumuzda çok yaygın. Bebekler refleks olarak da sık hapşırırlar, bu durum aileyi üşütmüş olabileceği konusunda endişelendirir ve bebek kat kat giydirilir. Aşırı giydirilme de bebeği huzursuz eder, terler, isilik oluşumuna sebep olur. Oysa çok sıcaklarda tek kat giysi yeterli olabilir. Oda sıcaklığı bebek giyinik iken 22-23 derece civarında olmalıdır. Oda çok sıcak ise klima kullanılabilir, ancak bebek direk klima havasına maruz kalmamalıdır. Bebeklerin, sıcak havalarda her gün yıkanmasını öneriyoruz. Bebeğin cildi zarar görmesin diye her gün sabun ve şampuan kullanmak yerine bir gün sadece suyla, diğer gün sabun kullanarak yıkanabilir. Alt temizliğini de dikkatli yapmak gerekiyor. Bebeklerin altını temizlerken ıslak mendilleri birtakım allerjen maddeler içerdiği için önermiyoruz. Ilık suya batırılmış pamuk ile temizlenmesini tercih ediyoruz, kız bebeklerde ise özellikle temizliğin arkadan öne doğru yapılmasını öneriyoruz.”

Öneriler…



Alt temizliği ıslak mendil yerine ıslatılmış pamukla yapılmalı.


Bebek odasının ısısı 22-23 derce civarında olmalı.


Evde sigara içilmemeli


Enfeksiyon riski açısından bebekler çok sık öpülmemeli.


Bebeğin çamaşırları sabun tozu ile yıkanmalı.


Bebeğin rahatlaması açısından sıcak havalarda her gün yıkamalı ancak her gün şampuan ve sabun kullanılmamalıdır. Onun yerine bir gün sadece su, bir gün de şampuan kullanılmalıdır.


Bebekler güneş ışınlarının dik geldiği öğlen saati dışındaki zamanlarda 15 dakikalık sürelerle cam arkasından gelen güneşe değil, direkt güneşe çıkarılmalı.

Kaynak

ESKİ TÜRKLER'DE İSİM KOYMA GELENEĞİ


Eski Türkler cocuklarina ad koymayi cok önemli bir olay kabul ederlerdi. Cocugun adi ile alin yazisi arasinda bir bag olduguna, sanki cocugun ismi, onun ruhu gibi bir sey sayildigina inanilirdi.



Genellikle isim koyma eski Türklerde bir törenle yapilirdi. Cesitli kabile ve boylara degisiklil gösteren bu törenlerden bazilari söyledir:
 
Yenisey kiyilarinda yasayan Shaman dinine bagli, Beltir ve Kaybol



Yemekten sonra cocugun babasi, ya da ebesi; misafirler arasindaki boy baskanina , saygideger taninmis bir misafire veya boyun dini lideri olan Shamanina dönerek cocuga bir isim vermesini rica ederdi. Böylece cocugun ilk adi konulmus olurdu. Cocuga konulacak bu isimde, koyan kisi ugurlu ve yakisan bir isim olmasina dikkat ederdi. Nitekim cocuk sürekli hastalanirsa Türklerinde isim koyma töreni cocugun dogumundan bir kac gün sonra yapilirdi. Baba akrabalarina, yakinlarina ve dostlarina kendi durumuna göre bir ziyafet senligi düzenlerdi. Bu senlikte cocugun ebesi de bulunur ve ev sahibi gibi davranarak misafirlere yiyecek ve iceceklerini o dagitirdi." ADI AGIR GELDi " diye du isim degistirilirdi. Adi degistiren kimseye de, mendil, cevre, peskir ve bunun gibi baska nesneler hediye edilirdi.


isim koyma isi bittikten sonra ebe, birer birer misafirlere önünden gecerek, onlarin cocuga getirdikleri "diş" ismi verilen hediyeleri toplar ve götürüp besigin üstüne koyardi.

Altay Türklerinde cocugun adini babasi verir ve bu ad cogu kez, dogumdan sonra eve ilk giren misafirin adi olurdu. Cocuga ad olarak dogumdan hemen sonra söylenen ilk sözün verildigide görülmüstür. Balta, Kilic, Konuk ya da Güvercin vs. gibi.


Altay ve Yenisey Türklerinin bir dönemde özel adlar tasimadiklari anlasilmaktadir. Bunlar bu dönemde ya kabilelerin adini tasiyorlar veya cocuk adsiz gezerdi. Bir diger deyimle cocugun adi " ADSIZ" olurdu.


Ancak üstün yetenek ya da bir savasta yararlik göstermis olanlar özel ad tasimak ayricaligi kazanabilirlerdi.


Bu durum Dede Korkut Öykülerinde de acikca görülmektedir: Dede Korkut hikayelerinde kahramanlarinadini veren Korkut atadir. Ana ve babanin verdigi isim gercek ad degildir, gecici addir. Kahraman gercek ismini avda veya savasta bir yararlik , bir kahramanlik gösterdikten sonra alir. Dirse Han oglu, karsisina cikan bir boga ile dövüsüp onu öldürdükten sonra "Bogac" adini almistir. Bamsi Beyreke , bezirganlarin malini soygunculardan kurtarmasi üzerine bu ad verilmistir.


Cocugun yaptigi kahramanligin, isim almasini hak ettirecek sekilde büyük bir yigitlik olup olmadiginin herkesce kabul edilmesi sarttir. Oymagin reisi veya kami tarafindan verilen bu gercek ismi alan yigit, boyun üyesi ilan edilirdi.


Türk destanlarindan anlasildigina göre, boyun yigitleri, savas atini da bu isim alma töreninde aliyorlarmis. iste busebepten dolayi bindigimiz ve bildigimiz "at" kelimesi ile, isim anlamindaki "ad" ayni kelimenin degisik anlam ve söylenis biciminde kullanilmasidir. Nitekim destan kahramanlari, hep atlariyla birlikte anilmaktadirlar. Bozaygurlu Bamsi Beyrek , Konuratlu Salur Kazan, Akatlu Ay Bagatur vs. gibi.


Yakut Türklerinde isim koyma konusunda eski geleneklerini az cok degisik bicimde sürdürmektedirler. Bunlar cocuga ilk ve igreti adini dogumdan üc ay sonra, asil adinida cocuk yay basip ok atmaya baslayinca verirler.


Kirgizlarla Kazaklarda cocugun ismi on bes günlük olunca verilirdi. Cogu kez ad, dogum sirasinda gecen bir olaydan, yapilan bir isten kaynaklanarak secilir veya eve ilk gelen misafirin adi verilirdi: Konukgeldi, Kipcakgeldi, Cuci gibi adlar böyle verilmis adlardandir.


Eski Türklerde cocuklarina dogduklari sirada gördükleri nesnelerin veya o günlerde olup biten önemli bir olayin adini verdikleri de görülürdü.


Saldiran düsmani yendikleri sirada dogan cocuklara: YAGIBASTI, YAGIGELDi, KURTULMUS gibi;
günes dogarken dogan cocuklara: Gündogdu, Akkuyas, Güngördü, Akgün gibi;
koyunlarin agilina kurt saldirdigi gece dogan cocuklara: Kurt , Kurtgeldi, Kurtbeg, Börübay gibi adlar koyulurdu.


Bundan baska, cocuklari yasamayan aileler, gelenek olan bir inanca göre, cocugun ismi ile oyun hayati ve kaderi arasinda yakin bir ilgi olduguna inandiklarindan, cocuklarina: Yasar, Binyasar, Ölmez, Dursun, Durdu, Tavsan, Kurc (Celik) gibi adlar verirlerdi.

Yine kötü ismi olanlardan ölüm melegi nefret eder de gelmez düsüncesiyle kötü adlar koymak adetleri de vardi. Kazaklarin anlattigina göre, evladi yasamayan Cepisbay Aga, ogluna, evimize Azrail gelmesin diye " Rus " ismini vermistir.

Altaylarda da önceki cocuklari ölmüs olan aileler, yeni dogan cocuguna mümkün mertebe kötü ad takarlardi: itgötü, Köpek, italmaz, Domuz, Balcik gibi.


Eski Türklerin bir baska adetine göre, cocuk yasasin diye ebe tarafindan babasina satildigi olurdu. Cocuk dogar dogmaz ebe cocugu kucagina alarak disariya cikarir ve onu güya babasina satardi. Babasi da satin aldigi cocuguna erkekse Satilmis, kiz ise Sati adini verirdi.


Zamanimizda bu gibi isimler genellikle bir evliyaya adanmis ve satilmis olarak kabul edilen cocuklara konuldugu görülmektedir.

Baskalarida satis bedeli olarak babanin ebeye, cocugun agirliginca demir verdigi söylenir.


Bu gelenek Cuvas Türklerinde, ebe cocugu Shamana verir ve cocugu babasina Shamanin satmasi seklinde olurdu. Shaman cocugu alarak babasina gelirve: Cöplükte bir cocuk buldum, satacagim. der. Baba , Shamanin istedigini vererek cocugunu satin almis olur ve artik yasayacagina inanirdi. Cocugada süprüntüden gelme "Süppü" ismi verilirdi.

Ünlü arkeoloji bilgini Kalksendi, MISIRda basilmis "Subhul asas" isimli kitabinda Türk adlari hakkinda su bilgileri vermistir:


"Türkler gördükleri, bildikleri güclü ve bahadir canlilarin adlarini alirlardi. Bunlari cocuklarina isim olarak secerken özellikle begendikleri Boga adini cokca kullanirllardi. Boga adinin basina ve sonuna ekler veya baska adlar getirerek yeni adlar üretirlerdi. Eklendikleri ismin de bir hayvan adi olmasinacalisirlardi. Mesela Tayboga gibi. Boga adina hayvan yerine bir tabiat olayi ya da nitelik gösteren bir sözcükde katilabilirdi: Yelboga, Benekliboga gibi. Bir maden adi katilarak yapilan Gümüsboga, Altunboga, Demirboga gibi isimler de bu türdendir.


Türkler "Demir" adinida sever. Belki Ergenekon Efsanesinden etkilenerek demirde adeta kutsallik ararlardi. Bu yüzden de Demir, isim olarak tek basina cok kullanilmaktan baska, önüne veya arkasina ekler ulayarak pek cok isim meydana getirilen kelimelerden biridir. Türkcede Demirle baslayan elliye yakin birlesik isim vardir. Arslan, Deniz, Gök gibi sözcüklerde Türklerin cok sevdikleri ve bilesik ad ürettikleri kelimeler arasindadir.

Arkeoloji bilgisini aciklamasina söyle devam ediyor:

Bilinmelidirki cogu kez Türkl askerinin ismi Seyfeddin, yani dinin kilicidir. Cünkü, Türklerdeki kuvvet ve siddet ile kilicin ilgisi vardir.


13. ve 14. yüzyillarda Hindistanda egemen olan Türkler de isimle ilgili bütün geleneklerini korumuslardir. Bu yüzyillarda Türkler arasinda en cok rastlanan isimlerin basinda sunlar gelmektedir: Kutlu, Aybeg, Alphan, Tugluk, Küclü, Arslanatar, Bugrahan, Tugrul ve iltutmus.


Eski Türklerde var olan bu geleneklerden bir cogu zamanimizda halk arasinda bilerek veya bilmeyerek devam etmektedir.

Burda

MAVİ BEBEK HASTALIĞI


Doğuştan gelen bir kalp bozukluğudur. Sağ ve sol karıncıkları ayıran zarda bir açıklık vardır; ayrıca akciğerlere giden damarlarda daralma olmuştur. Bu sebeplerden ötürü akciğerlere pompalanan kanın bir kısmı sol kalbe geçer. Dolayısıyla küçük kan dolaşımı tam manası ile gerçekleşemez.

* Belirtileri:



- Bebek fazla hareket ettiği zaman morarır.


- El parmaklarının uçları şişer ve yuvarlaklaşır.


- Bebek en ufak bir harekette çabuk yorulur ve zor nefes aldığı görülür.


- Çocuk büyüdükçe solunum güçlüğü artar. Çömeldiği zaman daha rahat nefes aldığını keşfeden çocuk, sık sık bu pozisyona gelir.


* Tedavi:


- Ameliyattan başka çare yoktur.


- Günümüzde bu ameliyat başarı ile gerçekleştirildiğinden, fazla beklemeden onu usta bir operatörün ellerine teslim edebilirsiniz.

Burda

1 Ekim 2009 Perşembe

UYKU TULUMU HAYAT KURTARABİLİR


Almanya’da “Ani Bebek Ölümü Sendromu”na (SIDS) karşı uyku tulumu kullanımına ilişkin ülke çapında pilot proje başlatıldı. Solingen Hastanesi Başhekimi Volker Soditt, yeni doğan bebeklere araştırma çerçevesinde uyku tulumu dağıttıklarını belirterek, uyku tulumunun SIDS riskini azaltmak için birçok özelliğinin bulunduğunu söyledi. Soditt, uyku tulumunun, battaniye ya da yorgan gibi bebeğin başını kapatmayacağı için nefes almasını engellemeyeceğini, bol kesimli olduğu için bebeğin yüzüstü dönmesini zorlaştırdığını, ısıyı eşit tuttuğu için de bebeğin fazla ısınmasını engellediğini kaydetti.

Bu üç faktörün SIDS’in olası nedenleri olarak bilindiğini ifade eden Soditt, uyku tulumu kullanımının önlemlerden sadece bir tanesi olduğunu, ailelerin ayrıca bebeğin sigara dumanından uzak, çok sıcak olmayan odalarda sırt üstü yatmasını sağlamaları ve başına yakın bölgede tüylü hayvan ve bez bulundurmamaları gerektiğine dikkat çekti.

Anne ve babaların korkulu rüyası ani bebek ölümü, önceden herhangi bir belirti olmaksızın genelde uykuda görülüyor. Bebekler sadece gece uykusunda değil, öğlen uykusunda ve hatta pusetlerinde gezdirilirken uyuduklarında ölüyorlar. SIDS’e en fazla bebeklerin 2’nci ve 4’üncü ayları arasında ve kış aylarında rastlanıyor.Bebeğin yüz üstü uyuması, üst üste giydirilmesi, bebek odasının fazla sıcak olması, annenin gebelik sırasında sigara içmesi, annenin bebeğini emzirmemesi ve bebeğin yakınında sigara içilmesi SIDS’in risk faktörleri olarak biliniyor.

Kaynak