5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.
23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim… Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya… Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!
27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?
2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.
12 Kasım: Ah evet… Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.
20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım…
25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..
10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var… Anneme benziyorum galiba…
13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız…. Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..
24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı… Hiç duymadığım bir şey bu… Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka… Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?
28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne… Anne… Anneciğim… Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap… Anne… Kolumu çekiyorlar anne… Canım yanıyor anne... Anne… Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne… Anne kalbimi parçalıyorlar… Anneciğim… Anne… Anne… An…
Ah! Kürtajınız ta-mamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun !..
8 Mayıs 2009 Cuma
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Beni bırakma!
Bir çocuk ilk önce annesini tanır. Anne onun güvenebileceği, koruyup gözeten, bakan ve onu rahatlatan kişidir bebek için.
Daha sonra bu güvenilir kişiler arasına baba da dahil olur. Zaman geçip, bebek kendisiyle ilgilenen kişileri tanıyıp algılamaya başladığında, ilk defa gördüğü ya da sık görmediği insanlara karşı çekimser yaklaşır. Yabancı ya da sık görmediği kişilere karşı bebeğin gsterdiği negatif tepkilere yabancılama denir.
Çocuğun yabancılama dönemini, özellikle çocuk büyütmüş ya da eğitimiyle ilgilenen kişiler arasında bilmeyen yoktur. Yine de yeğen ya da torunlarımız bizi görür görmez ağlamaya başladığında alınırız.
YABANCILAMA DÖNEMİNDE ÇOCUK DUYGUSAL YÖNDEN BAĞLANMAYI ÖĞRENİR
İnsanlar, küçük çocukların anne babalarının dışındaki kişilere tepkisel davrandıkları dönemi bilseler de, böyle bir durum karşısında ister istemez şaşkın, tedirgin; yani kısacası hatalı davranışlar sergileyebilirler. Burada zerinde durulması gereken nokta, yabancılamanın aslında normal ve yetenek gerektiren doğal bir süre olduğudur.
Bebeklerin ortalama olarak 8. aydan itibaren anne babaların dışındaki kişilere daha korkak veya çekingen davranmalarının iki önemli gelişim sonucu vardır. Bunlardan biri; tanıdık ve yabancı, güvenilir ve güvenilmez diye adlandırılan kavramların artık ayırt edilebilir hale gelmiş olmalarıdır. Bunun yanında bebek bu gelişimle duygusal bir bağlanma süreci içine de girmiş olur. Yani sevmeyi öğrenir!
Üç aylık bir bebek, kendine doğru yönelen bütün yüzlere büyük bir keyifle gülümser. Dedesine olduğu gibi, bebek arabasına yönelen yaşlı bir teyzeye de aynı sempatik ilgiyle cevap verir. Daha birkaç haftalık bir bebek bile, görüş alanına bir yüz girdiğinde, kendisiyle ilgilenileceğini, karnının doyurulacağını ve ıslak bezden kurtulacağını anlar.
SADECE ANNENİN KANATLARI ALTINDA YABANCILARI İZLEMEK...
Bebek birkaç aylık olduktan sonra bazı basit noktaları ayırt etmeye başlar. Mesela, hangi yüzlerin en sık yanında olduğu, kimin mama hazırlayacağı veya kimin altını alacağı gibi.
Bu dönemin ardından, bebeğin yabancı bir kişi karşısında küçük burnunu babasının omuzuna sakladığı veya birinin kendisine yönelmesi durumunda hemen annesinin bacaklarının arasına sokulduğu bir süre başlar. İşte bu sürece, çocuğun yabancılama dönemi denir.
Her çocuk yabancılama dnemini aynı zamanda ve yoğunlukta yaşamayabilir. Bazıları daha altı aylıkken annesinden başkasına gitmezken, bazıları 10 aylık olunca bu süreci yaşar. Ayrıca bunun ne kadar süreceği de her çocukta farklılık gsterir. Bütün bunlar anne-çocuk ilişkisine bağlıdır. Eğer anne çocuğun özgüvenini geliştirici davranışlarda bulunursa; yani aşırı koruyucu, tedirgin, telaşlı ve sabırsız davranmazsa, yabancılama dönemi daha kısa sürer.
Ayrıca misafirlerin sık ziyarete geldiği ya da gidildiği “sosyal aile” yapısında çocuk sürekli yeni yüzler gördüğ için, yabancılama dnemi daha kısa srer.
Yabancılama dneminde büyük anne babaların veya yakınların alınmamaları için, onlarla konuşmak gerekir. Çünkü bu davranışlar, çocuğun anne babası dışındaki kişilerden uzak durmak istemesini ya da kötü bir tecrübe yaşadığını göstermez. Bu sadece çocuğun kendini güvende hissetme gereksiniminden kaynaklanır.
Çocukların yabancılara karşı gösterdikleri tedirgin ya da çekingen davranışları her kültürde izlenebilir. Araştırmalara göre, çok kalabalık bir ailede veya ortamda dünyaya gelen ve burada yetişen çocuklar bile aynı davranışları gösterir.
Bazı uzmanlar çocuğun tepkisel olduğu bu dönemi, doğanın onlara verdiği bir koruma mekanizması olarak değerlendirirler. Çünkü bu dönemin ardından yoğun bedensel gelişme süreci başlar. Kemikler sertleşme ve kaslar gelişme aşamasına girer. Artık çocuk tek başına hareket edebilir, emekleyebilir veya bir yerden destek alarak kendini yukarı çekebilir.
Çocuğun hareket alanı ne kadar genişlerse, stesinden gelemeyeceği tehlikelerle karşılaşma riski de o kadar artar. İşte bu anlamda yabancılaşma, ocuğun doğal bir koruma mekanizması oluşturması anlamında olumludur.
ÖZLEM DUYGUSU GELİŞİRKEN...
Yabancılara karşı duyulan tedirginliğin çocuğa kazandırdığı bir başka özellik; bazı kişi veya nesneleri göremeseler de her zaman var olduklarını artık bilirler. Minik enerji yumakları büyük bir ilgiyle ellerine geirdikleri nesneleri havaya atarlar. Ardından yere düşen nesnelerin nereye düştüklerini keşfetmek için, onları gözleriyle aramaya başlarlar.
Gözden kaybolan nesnenin tekrar keşfedilmesi, çocuğa tarif edilmez mutluluklar yaşatır. Yaşanan bu tecrübeler, özlem duygusunun ilk basamadığıdır.
Belli bir dönem bebek, altının değiştirilmesi, karnının doyurulması ya da yataktan sıkılması durumunda ağlar. Fakat bir süre sonra durum değişir. Artık bebek annesi odadan çıktığı, onu görmek istediği, özlediği veya yabancılardan korunmak istediği için ağlar. Bütün bunlardan dolayı yabancılayan bebeklerin duyguları ciddiye alınmalıdır.
Anne babalar da çocuklarına bu aşamada yardımcı olmalıdır. Bebek kucağa alındığı zaman kendini güvende hisseder. Çünk bu yolla, yabancı kişiye karşı güven oluşturabileceğini ve huzursuzluğu zerinden atabileceğini algılar. Ayrıca bu davranışla bebek, her şeyin yolunda gittiği ve kendini rahat bırakabileceği sinyalini de alır.
Eda Yelkenci Koak
Uzman Pedagog
Daha sonra bu güvenilir kişiler arasına baba da dahil olur. Zaman geçip, bebek kendisiyle ilgilenen kişileri tanıyıp algılamaya başladığında, ilk defa gördüğü ya da sık görmediği insanlara karşı çekimser yaklaşır. Yabancı ya da sık görmediği kişilere karşı bebeğin gsterdiği negatif tepkilere yabancılama denir.
Çocuğun yabancılama dönemini, özellikle çocuk büyütmüş ya da eğitimiyle ilgilenen kişiler arasında bilmeyen yoktur. Yine de yeğen ya da torunlarımız bizi görür görmez ağlamaya başladığında alınırız.
YABANCILAMA DÖNEMİNDE ÇOCUK DUYGUSAL YÖNDEN BAĞLANMAYI ÖĞRENİR
İnsanlar, küçük çocukların anne babalarının dışındaki kişilere tepkisel davrandıkları dönemi bilseler de, böyle bir durum karşısında ister istemez şaşkın, tedirgin; yani kısacası hatalı davranışlar sergileyebilirler. Burada zerinde durulması gereken nokta, yabancılamanın aslında normal ve yetenek gerektiren doğal bir süre olduğudur.
Bebeklerin ortalama olarak 8. aydan itibaren anne babaların dışındaki kişilere daha korkak veya çekingen davranmalarının iki önemli gelişim sonucu vardır. Bunlardan biri; tanıdık ve yabancı, güvenilir ve güvenilmez diye adlandırılan kavramların artık ayırt edilebilir hale gelmiş olmalarıdır. Bunun yanında bebek bu gelişimle duygusal bir bağlanma süreci içine de girmiş olur. Yani sevmeyi öğrenir!
Üç aylık bir bebek, kendine doğru yönelen bütün yüzlere büyük bir keyifle gülümser. Dedesine olduğu gibi, bebek arabasına yönelen yaşlı bir teyzeye de aynı sempatik ilgiyle cevap verir. Daha birkaç haftalık bir bebek bile, görüş alanına bir yüz girdiğinde, kendisiyle ilgilenileceğini, karnının doyurulacağını ve ıslak bezden kurtulacağını anlar.
SADECE ANNENİN KANATLARI ALTINDA YABANCILARI İZLEMEK...
Bebek birkaç aylık olduktan sonra bazı basit noktaları ayırt etmeye başlar. Mesela, hangi yüzlerin en sık yanında olduğu, kimin mama hazırlayacağı veya kimin altını alacağı gibi.
Bu dönemin ardından, bebeğin yabancı bir kişi karşısında küçük burnunu babasının omuzuna sakladığı veya birinin kendisine yönelmesi durumunda hemen annesinin bacaklarının arasına sokulduğu bir süre başlar. İşte bu sürece, çocuğun yabancılama dönemi denir.
Her çocuk yabancılama dnemini aynı zamanda ve yoğunlukta yaşamayabilir. Bazıları daha altı aylıkken annesinden başkasına gitmezken, bazıları 10 aylık olunca bu süreci yaşar. Ayrıca bunun ne kadar süreceği de her çocukta farklılık gsterir. Bütün bunlar anne-çocuk ilişkisine bağlıdır. Eğer anne çocuğun özgüvenini geliştirici davranışlarda bulunursa; yani aşırı koruyucu, tedirgin, telaşlı ve sabırsız davranmazsa, yabancılama dönemi daha kısa sürer.
Ayrıca misafirlerin sık ziyarete geldiği ya da gidildiği “sosyal aile” yapısında çocuk sürekli yeni yüzler gördüğ için, yabancılama dnemi daha kısa srer.
Yabancılama dneminde büyük anne babaların veya yakınların alınmamaları için, onlarla konuşmak gerekir. Çünkü bu davranışlar, çocuğun anne babası dışındaki kişilerden uzak durmak istemesini ya da kötü bir tecrübe yaşadığını göstermez. Bu sadece çocuğun kendini güvende hissetme gereksiniminden kaynaklanır.
Çocukların yabancılara karşı gösterdikleri tedirgin ya da çekingen davranışları her kültürde izlenebilir. Araştırmalara göre, çok kalabalık bir ailede veya ortamda dünyaya gelen ve burada yetişen çocuklar bile aynı davranışları gösterir.
Bazı uzmanlar çocuğun tepkisel olduğu bu dönemi, doğanın onlara verdiği bir koruma mekanizması olarak değerlendirirler. Çünkü bu dönemin ardından yoğun bedensel gelişme süreci başlar. Kemikler sertleşme ve kaslar gelişme aşamasına girer. Artık çocuk tek başına hareket edebilir, emekleyebilir veya bir yerden destek alarak kendini yukarı çekebilir.
Çocuğun hareket alanı ne kadar genişlerse, stesinden gelemeyeceği tehlikelerle karşılaşma riski de o kadar artar. İşte bu anlamda yabancılaşma, ocuğun doğal bir koruma mekanizması oluşturması anlamında olumludur.
ÖZLEM DUYGUSU GELİŞİRKEN...
Yabancılara karşı duyulan tedirginliğin çocuğa kazandırdığı bir başka özellik; bazı kişi veya nesneleri göremeseler de her zaman var olduklarını artık bilirler. Minik enerji yumakları büyük bir ilgiyle ellerine geirdikleri nesneleri havaya atarlar. Ardından yere düşen nesnelerin nereye düştüklerini keşfetmek için, onları gözleriyle aramaya başlarlar.
Gözden kaybolan nesnenin tekrar keşfedilmesi, çocuğa tarif edilmez mutluluklar yaşatır. Yaşanan bu tecrübeler, özlem duygusunun ilk basamadığıdır.
Belli bir dönem bebek, altının değiştirilmesi, karnının doyurulması ya da yataktan sıkılması durumunda ağlar. Fakat bir süre sonra durum değişir. Artık bebek annesi odadan çıktığı, onu görmek istediği, özlediği veya yabancılardan korunmak istediği için ağlar. Bütün bunlardan dolayı yabancılayan bebeklerin duyguları ciddiye alınmalıdır.
Anne babalar da çocuklarına bu aşamada yardımcı olmalıdır. Bebek kucağa alındığı zaman kendini güvende hisseder. Çünk bu yolla, yabancı kişiye karşı güven oluşturabileceğini ve huzursuzluğu zerinden atabileceğini algılar. Ayrıca bu davranışla bebek, her şeyin yolunda gittiği ve kendini rahat bırakabileceği sinyalini de alır.
Eda Yelkenci Koak
Uzman Pedagog
5 Mayıs 2009 Salı
4 Mayıs 2009 Pazartesi
Üstün ve özel yetenekli çocuklar
Uzman Klinik Psikolog Doğan Demirkan Özdemir, üstün ve özel yetenekli çocuklar için: “Yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde motivasyon, performans ve görev sorumluluğu gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için uygun imkanlara gereksinim duyan çocuklardır.” diyor ve şöyle devam ediyor:
Zihinsel Gelişim Özellikleri:
• Çeşitli alanlarda özel yetenekleri vardır,
• Yoğun motivasyon gösterebilirler,
• Gelişim basamaklarını yaşıtlarından önce tamamlarlar,
• Sürekli soru sorarlar, meraklıdırlar, öğrenme ve bilgiye açlık duyarlar,
• Ayrıntılara dikkat ederler,
• Kendisinin seçtiği konuda veya ilgi alanlarında bağımsız çalışabilirler,
• Çabuk ve kolay öğrenirler, kavrama ve akılda tutma süreleri yüksektir,
• Birbirini takip eden konular, olaylar dizisi karşısında sonraki adımı tahmin edebilir,
• Kelime hazineleri zengindir, kelimeleri doğru telaffuz eder yerli yerinde kullanırlar, akıcı bir konuşmaları vardır,
• Bir öykünün ya da paragrafın ana fikrini yaşıtlarından daha çabuk bulup çıkarırlar,
• Neden sonuç ilişkilerini ve benzerliklerini yaşıtlarından daha çabuk ayırt ederler,
• Karmaşık ve zor problemlerden hoşlanır ve yaşıtlarının çözemediği problemleri çözebilirler,
• Ders başarıları yüksektir,
• Eleştirebilme yetenekleri yüksektir,
• Orijinal, yaratıcı ve girişkendirler,
Sosyal Alandaki Yetenek Özellikleri:
• Kendilerine güvenir, kolaylıkla sorumluluk alabilirler,
• Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar,
• Sosyal etkinliklere katılmaktan hoşlanırlar,
• Duyarlıdırlar, empati yetenekleri gelişmiştir,
• Grup içinde lider olurlar,
• Grubun ilerisindedir, yetişkinlerle iletişime girmeyi tercih ederler,
• Genelde alçak gönüllüdürler, başkalarına yardım etmekten hoşlanırlar,
• Sınıf arkadaşları tarafından yeni fikir, bilgi kaynağı ve grup lideri olarak görülürler,
• Okula severek giderler. Çalışkandırlar, amaçlarına ulaşmaktan ve başarıdan zevk duyarlar,
• Güçlü bir konsantrasyona sahiptirler. Azimli ve sabırlıdırlar,
• Sorumluluk almayı çok ister ve bunu yerine getirmekten hoşlanırlar,
• Espri yetenekleri vardır, fıkra anlatmaktan hoşlanırlar,
• Yaratıcı öyküler anlatır ya da yazarlar,
• Değişik konularda okur ve zor metinleri okumaktan keyif alırlar,
• Sosyal problemlerde araştırma, uygulama, hipotez oluşturma anlamlı sonuçlara varma, yazılı ya da sözel sunular için sonuçları etkin bir biçimde düzenleme yeteneğine sahiptirler.
Üstün yetenekli çocuğunuzun da tıpkı diğer çocuklar ya da insanlar gibi farklılıkları ve özelleşmiş alanlarda daha belirgin olan yetenekleri olabilir. Bu nedenle üstün yetenekli çocuklar terimine, özel yetenekli çocuklar eklemesi yapılır.
Müzik Alanındaki Yetenek Özellikleri:
• Ritim ve melodiye diğer çocuklardan fazla tepkide bulunurlar,
• Kaset, CD dinler, nerede müzik etkinliği varsa ona katılmak isterler,
• Müzik parçaları bestelemeye büyük istek ve çaba gösterirler,
• Başkaları şarkı söylerken onlara katılmaktan hoşlanırlar,
• Duygu ve düşüncelerini anlatmak için sık sık müziği araç olarak kullanırlar,
• Çeşitli müzik aletleri ile ilgilenir, onları çalmayı denerler,
• Şarkıcılar ve müzik parçaları ile ilgili koleksiyonlar yaparlar,
• Dinlediği şarkıyı kısa zamanda öğrenir, anlamlı ve uygun şekilde söylerler.
Resim Alanındaki Yetenek Özellikleri:
• Çeşitli konularda ve diğer çocukların yaptığından değişik çizimler yaparlar,
• Resimlere derinlik verir ve parçalar arasında uygun oranlar kullanırlar,
• Resim yapmayı ciddiye alır ve bundan haz duyar ve buna çok zaman harcarlar,
• Diğer insanların yaptığı resim çalışmalarına ilgi duyarlar,
• Diğerlerinin eleştirilerinden hoşlanır ve yeni şeyler öğrenirler,
• Resmi kendi yaşantılarını ve duygularını ifade etmek için başarılı bir şekilde kullanırlar,
• Çamur, sabun ve plastilin vb. yumuşak gereçlerle üç boyutlu figürler yapmaya özel bir ilgi gösterirler.
Matematik Alnındaki Yetenek Özellikleri:
• Verilerin ele alınmasında, düzenlenmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptirler,
• Orijinal yorumlar yaparlar, zihinsel çevikliğe sahiptirler
• Yazılı iletişimden ziyade sözlü iletişimi tercih eder ve fikirlerin iletilmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptirler,
• Aynı problemi farklı yöntemlerle çözebilirler,
• Olağan dışı matematiksel işlemler yapar, gayret gerektiren olağandışı problemler sorarlar,
• Problemi kısa sürede çözer, uygulamaya, analize, senteze ve değerlendirmeye odaklanırlar.
• Matematiği başka kategorilere entegre edebilirler.
• Yanlış ve doğruyu seçme güçleri fazladır.
Fen Alanındaki Yetenek Özellikleri:
• Fikir ve hipotezleri test etmeye yönelik deneyler yaparlar,
• Fen ve teknik araçları kullanabilir ve bunlara vakıf olurlar,
• Fikirleri hem niceliksel hem de niteliksel ifade edebilirler,
• Fen bilgisini toplumsal değişim için kullanır ve uygularlar,
• Bilimsel gözlem, veri toplama ve yorum yapma becerileri vardır,
• Problemlere yönelik duyarlılığa, yeni fikirler geliştirme yeteneğine ve değerlendirme yeteneğine sahiptirler,
• Yüksek düzeyde mekanik düşünme yeteneğine sahiptirler, uzay ilişkilerine ilgi duyarlar,
• Fen bilgisi konusunda otorite olan kaynakları tarar, fen raporlarını yorumlarlar.
Anne Babaya Öneriler
Üstün zekalı ve özel yetenekli bir çocuğa sahip olsanız da, öncelikle ondan beklentilerinizi mantıklı bir düzeyde tutmalısınız. Çocuğunuzun zeka gelişimi hızla ilerlerken bazı becerileri, yaşına uygun olacaktır ve bu becerilerin normal hızla gelişmesini, geri kalma olarak yorumlamayın. Çocuğunuz zihinsel yetenekleri nedeniyle kendini yaşıtlarından farklı hissettiğinde ona destek olun ve herkesin bir yönüyle kendine özgü olduğunu, üstün yetenekli olmanın da onun bir özelliği olduğunu anlatın. Üstün yetenekli çocukların toplumdaki çifte standartları anlamakta güçlük çektiğini bilin. Ahlaki duyguları genelde iyi gelişmiştir, bu yüzden yalancılığı ve diğer toplumsal zıtlıkları anlamada çelişkiye düşerler.
Çocuğunuzun en çok arzuladığı şeyleri gerçekleştirmesi için teşvik edin, mümkünse bunları yapacak zamanı ve imkanları sunun. Bilginizin yetersiz kaldığı noktada, bu alan uzmanlarından yardım almaktan çekinmeyin.
Öğretmene Öneriler:
Üstün yeteneklilerin eğitimi için özel önlemler alınmadığında, bu yeteneklerin körelmesi söz konusudur. Üstün yetenek ile metotlu çalışma alışkanlığının bir araya gelebilmesi için okul-aile işbirliği sağlanmalı, diğerlerinden fazla bilgiye sahip olmak, çok soru sormak, espritüellik gibi özelliklerinin kabul edilmesi gerekir. Öğretmen ve arkadaşlarıyla arasında problem oluşturmaması için psikolojik danışmanlık çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
Zihinsel Gelişim Özellikleri:
• Çeşitli alanlarda özel yetenekleri vardır,
• Yoğun motivasyon gösterebilirler,
• Gelişim basamaklarını yaşıtlarından önce tamamlarlar,
• Sürekli soru sorarlar, meraklıdırlar, öğrenme ve bilgiye açlık duyarlar,
• Ayrıntılara dikkat ederler,
• Kendisinin seçtiği konuda veya ilgi alanlarında bağımsız çalışabilirler,
• Çabuk ve kolay öğrenirler, kavrama ve akılda tutma süreleri yüksektir,
• Birbirini takip eden konular, olaylar dizisi karşısında sonraki adımı tahmin edebilir,
• Kelime hazineleri zengindir, kelimeleri doğru telaffuz eder yerli yerinde kullanırlar, akıcı bir konuşmaları vardır,
• Bir öykünün ya da paragrafın ana fikrini yaşıtlarından daha çabuk bulup çıkarırlar,
• Neden sonuç ilişkilerini ve benzerliklerini yaşıtlarından daha çabuk ayırt ederler,
• Karmaşık ve zor problemlerden hoşlanır ve yaşıtlarının çözemediği problemleri çözebilirler,
• Ders başarıları yüksektir,
• Eleştirebilme yetenekleri yüksektir,
• Orijinal, yaratıcı ve girişkendirler,
Sosyal Alandaki Yetenek Özellikleri:
• Kendilerine güvenir, kolaylıkla sorumluluk alabilirler,
• Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar,
• Sosyal etkinliklere katılmaktan hoşlanırlar,
• Duyarlıdırlar, empati yetenekleri gelişmiştir,
• Grup içinde lider olurlar,
• Grubun ilerisindedir, yetişkinlerle iletişime girmeyi tercih ederler,
• Genelde alçak gönüllüdürler, başkalarına yardım etmekten hoşlanırlar,
• Sınıf arkadaşları tarafından yeni fikir, bilgi kaynağı ve grup lideri olarak görülürler,
• Okula severek giderler. Çalışkandırlar, amaçlarına ulaşmaktan ve başarıdan zevk duyarlar,
• Güçlü bir konsantrasyona sahiptirler. Azimli ve sabırlıdırlar,
• Sorumluluk almayı çok ister ve bunu yerine getirmekten hoşlanırlar,
• Espri yetenekleri vardır, fıkra anlatmaktan hoşlanırlar,
• Yaratıcı öyküler anlatır ya da yazarlar,
• Değişik konularda okur ve zor metinleri okumaktan keyif alırlar,
• Sosyal problemlerde araştırma, uygulama, hipotez oluşturma anlamlı sonuçlara varma, yazılı ya da sözel sunular için sonuçları etkin bir biçimde düzenleme yeteneğine sahiptirler.
Üstün yetenekli çocuğunuzun da tıpkı diğer çocuklar ya da insanlar gibi farklılıkları ve özelleşmiş alanlarda daha belirgin olan yetenekleri olabilir. Bu nedenle üstün yetenekli çocuklar terimine, özel yetenekli çocuklar eklemesi yapılır.
Müzik Alanındaki Yetenek Özellikleri:
• Ritim ve melodiye diğer çocuklardan fazla tepkide bulunurlar,
• Kaset, CD dinler, nerede müzik etkinliği varsa ona katılmak isterler,
• Müzik parçaları bestelemeye büyük istek ve çaba gösterirler,
• Başkaları şarkı söylerken onlara katılmaktan hoşlanırlar,
• Duygu ve düşüncelerini anlatmak için sık sık müziği araç olarak kullanırlar,
• Çeşitli müzik aletleri ile ilgilenir, onları çalmayı denerler,
• Şarkıcılar ve müzik parçaları ile ilgili koleksiyonlar yaparlar,
• Dinlediği şarkıyı kısa zamanda öğrenir, anlamlı ve uygun şekilde söylerler.
Resim Alanındaki Yetenek Özellikleri:
• Çeşitli konularda ve diğer çocukların yaptığından değişik çizimler yaparlar,
• Resimlere derinlik verir ve parçalar arasında uygun oranlar kullanırlar,
• Resim yapmayı ciddiye alır ve bundan haz duyar ve buna çok zaman harcarlar,
• Diğer insanların yaptığı resim çalışmalarına ilgi duyarlar,
• Diğerlerinin eleştirilerinden hoşlanır ve yeni şeyler öğrenirler,
• Resmi kendi yaşantılarını ve duygularını ifade etmek için başarılı bir şekilde kullanırlar,
• Çamur, sabun ve plastilin vb. yumuşak gereçlerle üç boyutlu figürler yapmaya özel bir ilgi gösterirler.
Matematik Alnındaki Yetenek Özellikleri:
• Verilerin ele alınmasında, düzenlenmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptirler,
• Orijinal yorumlar yaparlar, zihinsel çevikliğe sahiptirler
• Yazılı iletişimden ziyade sözlü iletişimi tercih eder ve fikirlerin iletilmesinde göze çarpan yeteneğe sahiptirler,
• Aynı problemi farklı yöntemlerle çözebilirler,
• Olağan dışı matematiksel işlemler yapar, gayret gerektiren olağandışı problemler sorarlar,
• Problemi kısa sürede çözer, uygulamaya, analize, senteze ve değerlendirmeye odaklanırlar.
• Matematiği başka kategorilere entegre edebilirler.
• Yanlış ve doğruyu seçme güçleri fazladır.
Fen Alanındaki Yetenek Özellikleri:
• Fikir ve hipotezleri test etmeye yönelik deneyler yaparlar,
• Fen ve teknik araçları kullanabilir ve bunlara vakıf olurlar,
• Fikirleri hem niceliksel hem de niteliksel ifade edebilirler,
• Fen bilgisini toplumsal değişim için kullanır ve uygularlar,
• Bilimsel gözlem, veri toplama ve yorum yapma becerileri vardır,
• Problemlere yönelik duyarlılığa, yeni fikirler geliştirme yeteneğine ve değerlendirme yeteneğine sahiptirler,
• Yüksek düzeyde mekanik düşünme yeteneğine sahiptirler, uzay ilişkilerine ilgi duyarlar,
• Fen bilgisi konusunda otorite olan kaynakları tarar, fen raporlarını yorumlarlar.
Anne Babaya Öneriler
Üstün zekalı ve özel yetenekli bir çocuğa sahip olsanız da, öncelikle ondan beklentilerinizi mantıklı bir düzeyde tutmalısınız. Çocuğunuzun zeka gelişimi hızla ilerlerken bazı becerileri, yaşına uygun olacaktır ve bu becerilerin normal hızla gelişmesini, geri kalma olarak yorumlamayın. Çocuğunuz zihinsel yetenekleri nedeniyle kendini yaşıtlarından farklı hissettiğinde ona destek olun ve herkesin bir yönüyle kendine özgü olduğunu, üstün yetenekli olmanın da onun bir özelliği olduğunu anlatın. Üstün yetenekli çocukların toplumdaki çifte standartları anlamakta güçlük çektiğini bilin. Ahlaki duyguları genelde iyi gelişmiştir, bu yüzden yalancılığı ve diğer toplumsal zıtlıkları anlamada çelişkiye düşerler.
Çocuğunuzun en çok arzuladığı şeyleri gerçekleştirmesi için teşvik edin, mümkünse bunları yapacak zamanı ve imkanları sunun. Bilginizin yetersiz kaldığı noktada, bu alan uzmanlarından yardım almaktan çekinmeyin.
Öğretmene Öneriler:
Üstün yeteneklilerin eğitimi için özel önlemler alınmadığında, bu yeteneklerin körelmesi söz konusudur. Üstün yetenek ile metotlu çalışma alışkanlığının bir araya gelebilmesi için okul-aile işbirliği sağlanmalı, diğerlerinden fazla bilgiye sahip olmak, çok soru sormak, espritüellik gibi özelliklerinin kabul edilmesi gerekir. Öğretmen ve arkadaşlarıyla arasında problem oluşturmaması için psikolojik danışmanlık çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

